Üniversite İdari Personel Sendikası Genel Başkan Vekili Erdem YALÇIN:
“Yükseköğretim Tazminatı Bir Ayrıcalık Değil, İdari Personelin Hakkıdır”
Üniversite İdari Personel Sendikası Genel Başkan Vekili Erdem YALÇIN, üniversite idari personelinin yıllardır görmezden gelinen Yükseköğretim Tazminatı talebine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. YALÇIN, yükseköğretim hizmetinin bir bütün olduğunu vurgulayarak, idari personelin bu tazminat kapsamına alınmasının bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Üniversiteler denildiğinde neden sadece akademik kadrolar akla geliyor?
Üniversiteler denildiğinde çoğu zaman yalnızca akademik kadrolar gündeme geliyor. Oysa yükseköğretim; derslikten sınav takvimine, bütçeden öğrenci kayıtlarına, personel işlemlerinden bilgi sistemlerine kadar çok büyük bir idari emeğin üzerinde yükselir. Bu emeğin adı üniversite idari personelidir. Ne yazık ki bu emek, Yükseköğretim Tazminatı söz konusu olduğunda yıllardır görmezden gelinmektedir.
Yükseköğretim Tazminatına ilişkin temel itirazınız nedir?
Yükseköğretim Tazminatı, mevcut mevzuatta ağırlıklı olarak akademik personeli kapsayan bir düzenleme olarak uygulanıyor. Ancak burada temel bir soruyu sormak zorundayız: Yükseköğretim hizmeti yalnızca akademik faaliyetlerden mi ibarettir? Elbette hayır. Akademik üretimin gerçekleşebilmesi için idari süreçlerin kusursuz işlemesi gerekir. Bu süreçlerin tamamı idari personel tarafından yürütülmektedir. Dolayısıyla yapılan düzenleme eksiktir ve adaletsizdir.
Bu durum üniversitelerde nasıl bir tabloya yol açıyor?
Aynı kurumda, aynı hedef için, aynı kamu sorumluluğu bilinciyle çalışan personel grupları arasında ciddi bir mali ayrım ortaya çıkmaktadır. Üniversitelerde kayıt dönemlerinde sabahlara kadar çalışan, sınav süreçlerinde yoğun mesai yapan, bütçe yılsonlarında ağır mali sorumluluklar üstlenen idari personel; tüm bu yükü taşırken yükseköğretime özgü bir tazminattan yararlanamamaktadır. Bu durum açıkça ücret adaletini zedelemektedir.
Sorunun etkileri yalnızca ekonomik mi?
Kesinlikle hayır. Bu mesele sadece bir maaş ya da ek ödeme meselesi değildir. Aynı zamanda çalışma barışını bozan, kurumsal aidiyeti zayıflatan ve motivasyonu düşüren yapısal bir sorundur. Çağdaş kamu yönetimi anlayışı; emeğin görünür olduğu, sorumluluğun karşılık bulduğu bir sistemi zorunlu kılar. Üniversitelerde bu anlayıştan uzak bir tabloyla karşı karşıyayız.
İdari personelin üniversitelere katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üniversite idari personeli; akademik faaliyetlerin altyapısını kurar, mevzuata uygunluğu sağlar, kamu kaynaklarının etkin ve doğru kullanılmasını temin eder. Öğrenci memnuniyetinden kurumsal işleyişe kadar pek çok alanda belirleyici rol oynar. Bu katkının yok sayılması, yükseköğretim hizmetini parçalara ayırmak anlamına gelir. Oysa yükseköğretim bir bütündür ve bu bütünün her parçası eşit değerdedir.
Çözüm öneriniz nedir?
Çözüm son derece açıktır. Yükseköğretim Tazminatı, üniversitelerde görev yapan idari personeli de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Bu düzenleme; görev, unvan ve sorumluluk esasına göre kademeli biçimde yapılabilir. Ayrıca bu talep, toplu sözleşme süreçlerinin temel ve vazgeçilmez başlıklarından biri olmalıdır.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Bu bir ayrıcalık talebi değildir. Bu, hakkaniyet talebidir. Üniversiteler yalnızca akademisyenlerin değil; idari personelin de emeğiyle ayakta durmaktadır. Emeğin karşılık bulmadığı bir sistemin sürdürülebilir olması mümkün değildir.
Yükseköğretim kimin emeğiyle yürüyor sorusunun cevabı nettir: Hep birlikte.
O halde mali haklar da bu gerçeği yansıtmalıdır.
Share this content:



Yorum gönder