Zam, Rakam ve Hayal Kırıklığı Arasında Sıkışan İnsan

Zam, Rakam ve Hayal Kırıklığı Arasında Sıkışan İnsan

Ocak 2026 yaklaşıyor. Takvim yaprakları ilerlerken memur ve emeklinin cebine girecek para çoktan hesaplandı bile. Yüzdeler netleşti, tablolar hazırlandı: yüzde 18,7… bilemediniz yüzde 20,5. Kâğıt üzerinde bakıldığında düzenli, mantıklı, hatta “makul” görünen bu rakamlar, hayatın kendisiyle temas ettiği anda anlamını yitiriyor. Çünkü maaş zammı artık bir artış değil, sadece geride kalmama çabası.

Merkez Bankası’nın yüzde 31–33 bandındaki yıl sonu enflasyon tahmini, memur maaş zammının kaderini belirliyor deniyor. Oysa kaderi belirleyen enflasyon oranı değil; market rafındaki etiket, kira kontratındaki rakam, doğalgaz faturasındaki soğuk gerçektir. Yüzde 20 zam alan bir maaş, yüzde 40 hissedilen bir hayat pahalılığı karşısında büyümez; erir.

Toplu sözleşme zammı yüzde 11. Üzerine enflasyon farkı ekleniyor. Matematik kusursuz işliyor. Ama matematik, insanın yaşadığı dünyayı açıklamakta her zaman yetersiz kalır. Çünkü bu hesaplarda “geçinememe” diye bir değişken yoktur. Çocuğun beslenme çantasına konulamayan meyve, ertelenen diş tedavisi, kapatılan hayaller formüle dahil değildir.

Ocak 2026’da maaşlar artacak, evet. Ama hayat daha hızlı artacak. Bu yüzden zam haberi bir sevinç değil, küçük bir teselli olarak karşılanıyor artık. İnsanlar “Ne kadar zam aldım?” diye değil, “Bu zamla neyi eksilteceğim?” diye soruyor. Tatili mi, eti mi, kitabı mı, umudu mu?

Felsefede bir soru vardır: İnsan, sadece hayatta kalmak için mi yaşar, yoksa yaşamak için mi hayatta kalır? Bugün memur ve emeklinin aldığı zamlar, bu soruya istemeden cevap veriyor. Maaş artışları, yaşamak için değil; sadece ayakta kalmak için yetiyor. Hayat, bir anlam arayışından çıkıp bir denge tutturma mücadelesine dönüşüyor.

Belki de asıl hayal kırıklığı rakamlarda değil. Asıl hayal kırıklığı, her yeni zam döneminde beklentilerin daha da düşmesinde. Bir zamanlar refah artışı bekleyen insanlar, artık sadece “daha kötü olmasın” diye dua ediyor. Bu, ekonomik bir sorun olduğu kadar, ruhsal bir yıpranmadır.

Ocak 2026 geldiğinde maaşlar artacak. Ama memur ve emekli aynaya baktığında şunu fark edecek: Cüzdan biraz kalınlaşsa bile, hayat biraz daha daralmış olacak. İşte asıl zam yapılmayan yer burasıdır: insanın geleceğe dair inancı.

Ve belki de bu yüzden, en büyük hayal kırıklığı budur.

Gönül TERZİ

24.12.2025

Share this content:

Yorum gönder