Özel Kalem, Özel Kadro: Liyakat Nereye Kayboldu
Süleyman Demirel Üniversitesi’nden gelen son haber, akademik dünyada yıllardır tartışılan bir gerçeği yeniden gözler önüne serdi. Üniversite tarafından 31 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete’de ilan edilen Isparta Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Öğretim Görevlisi kadrosunda; “Sağlık Yönetimi veya İşletme bölümü lisans mezunu olmak. Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalında tezli yüksek lisans yapmış olmak. Yüksek lisans sonrası alanında yükseköğretim kurumlarında en az 5 (beş) yıl ders verme deneyimine sahip olmak. Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik alanında çalışmalar yapmış olmak.” şeklinde özel bir şart aranmıştır.
Habere göre, üniversitenin Özel Kalem Müdürünün eşine, “kendisine özel” şartlarla açılmış bir öğretim görevlisi kadrosu tahsis edildi. Kadro şartları, tesadüf eseri veya rastlantısal olmayan bir biçimde, sadece başvuruda bulunan kişinin niteliklerini karşılıyor. Resmi prosedürler tamamlanmış olabilir; ancak işin etik ve sistemsel boyutu bambaşka bir tabloyu ortaya koyuyor.
Burada kritik soru şudur: Akademi, gerçekten eşit fırsat ve liyakate dayalı bir sistem midir, yoksa güç ve bağlantılarla belirlenen bir meritokrasi mi işletmektedir? Black Mirror dizisinin “On Beş Milyon Liyakat” bölümü akla geliyor. Dizide, insanların yetenekleri ve emekleri, sistemin dayattığı oyun ve kurallar içinde çoğu zaman göz ardı edilir; kazananlar, güç ve ayrıcalığın belirlediği kişiler olur. Akademide de tablo benzer: Yüzlerce genç akademisyen yıllarca emek verirken, tek bir bağlantı veya makamın gücü, bir kişinin önünü açabiliyor.
Bu durum, yalnızca bireysel bir atama meselesi değildir. Akademik kültürün temel taşı olan şeffaflık, eşitlik ve liyakat, bu tür ayrıcalıklarla zayıflatılır. Üniversiteler, genç akademisyenlerin umut ve hayallerini besleyecek bir mekan olmalı, değilse birer “sanal meritokrasi”ye dönüşür; emeğin değil, bağlantıların ve gücün ön plana çıktığı bir sistem.
Bir diğer boyut ise kamu vicdanıdır. Toplum, işsiz ve hayallerini gerçekleştiremeyen genç akademisyenleri izlerken, “özel kadro” uygulamaları hem güveni hem de akademik itibarını zedeler. Yasal olarak her şey doğru olabilir; ama liyakat ve etik, sadece mevzuatla sağlanamaz.
Özel Kalem’in özel kadrosu, bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Akademide liyakat, hâlâ mücadele edilmesi gereken bir kavram. Sistem değişmedikçe, yetenekli ve emek verenler “sanal bir yarış”ta kaybeden olarak kalmaya devam edecek.
Sonuç olarak, mesele sadece bir kadro ataması değil; mesele akademik kültürün, liyakat anlayışının ve sistemin işleyişinin sorgulanmasıdır. Yoksa Black Mirror’ın karanlık alegorisinde olduğu gibi, milyonlarca yetenekli insan izlemekle yetinmeye devam edecek.
05.04.2026
Gönül Terzi
Share this content:



Yorum gönder