Kadroya Geçen Sözleşmeliler İçin Yeni Tartışma: Görevde Yükselmede Süre Engeli

Kadroya Geçen Sözleşmeliler İçin Yeni Tartışma: Görevde Yükselmede Süre Engeli

    Kamu kurumlarında sözleşmeli statüden kadroya geçen personelin kariyer basamaklarında yaşadığı sorunlar yeniden gündeme geldi. Özellikle görevde yükselme süreçlerinde sözleşmeli olarak geçirilen sürelerin dikkate alınmaması, aynı işi yapan personel arasında ciddi farklılıklara yol açıyor.

2023 yılında yürürlüğe giren düzenleme ile sözleşmeli personelin memur kadrolarına geçişi sağlanmış, ayrıca belirli şartları taşıyanlara kadro hakkı tanınmıştı. Ancak uygulamada ortaya çıkan bazı detaylar, bu geçişin ardından yeni mağduriyetleri de beraberinde getirdi.

Aynı işi yapanlar farklı değerlendiriliyor
Mevcut uygulamaya göre, görevde yükselme için gerekli olan “alt görevlerde en az üç yıl çalışma” şartı aranıyor. Ancak sözleşmeli olarak geçirilen sürelerin bu kapsamda sayılabilmesi için, kişinin sözleşmeli pozisyondaki unvanı ile kadroya geçtikten sonraki unvanının birebir aynı olması gerekiyor.

Bu durum, benzer işleri yapan personel arasında farklı sonuçlar doğuruyor. Örneğin, doğrudan memur kadrosunda göreve başlayan bir personel üç yılını tamamladıktan sonra görevde yükselme sınavına başvurabilirken; sözleşmeli olarak çalışıp daha sonra memur kadrosuna geçen bir kişi, önceki hizmet süresi sayılmadığı için yeniden üç yıl beklemek zorunda kalıyor.

Bekleme süresi iki katına çıkabiliyor
Bu uygulama, bazı personel için fiilen altı yıllık bir bekleme süresi anlamına geliyor. Özellikle “büro personeli” gibi unvanlarla sözleşmeli çalışıp kadroya geçenler, görevde yükselme hakkını kullanmak için daha uzun süre beklemek zorunda kalıyor.

Buna karşılık, unvanı değişmeden kadroya geçen bazı gruplar için sözleşmeli hizmet süreleri geçerli sayılıyor. Örneğin koruma ve güvenlik görevlileri gibi belirli unvanlarda çalışanlar, üç yıllık süreyi doldurduklarında doğrudan sınava başvurabiliyor.

Eşitlik ve liyakat tartışması büyüyor
Uygulamadaki bu farklılıklar, kamu personel sistemi açısından eşitlik ve liyakat ilkeleri bağlamında eleştiriliyor. Aynı ya da benzer işi yapan çalışanların yalnızca unvan farklılığı nedeniyle farklı sürelerde değerlendirilmesi, çalışma barışını da olumsuz etkileyebiliyor.

Uzmanlar, sözleşmeli statüde geçirilen sürelerin daha kapsayıcı bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Özellikle unvanların eşdeğer kabul edilmesi ve hizmet sürelerinin tamamının görevde yükselme hesabına dahil edilmesi yönünde düzenleme yapılması gerektiği ifade ediliyor.

Yeni düzenleme beklentisi
Kamu kurumlarında önemli bir insan kaynağını oluşturan sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesinin ardından ortaya çıkan bu sorunun çözümü için yeni bir düzenleme beklentisi artıyor. Konunun yeniden ele alınması, hem personel arasında fırsat eşitliğinin sağlanması hem de kamu hizmetlerinde verimliliğin artırılması açısından kritik görülüyor.

Share this content:

Yorum gönder