İTÜ Yönetimine Uyarı Niteliğinde Çağrı: Disiplin Süreci ve Kurumsal İşleyiş Tartışma Yaratıyor
İstanbul Teknik Üniversitesi yönetiminde son dönemde yaşanan gelişmeler, hem çalışanlar hem de kamuoyu nezdinde dikkat çekici bir tartışmayı beraberinde getirmektedir. Özellikle bir personel hakkında yürütülen disiplin süreci ve sonrasında gelişen uygulamalar, kurum içi işleyişe ilişkin ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Üniversitede görev yapmakta olan Y.Ç. isimli personel hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda, Fakülte Disiplin Kurulu tarafından “aylıktan kesme cezası” verildiği; yapılan itiraz üzerine bu cezanın Üniversite Disiplin Kurulu tarafından da onaylandığı ve ilgiliye tebliğ edildiği öğrenilmiştir. Ancak sürecin bununla sınırlı kalmadığı, söz konusu ceza gerekçe gösterilerek aday memur statüsündeki personelin görevine son verilmesi yönünde işlem başlatıldığı bilgisi kamuoyuna yansımıştır.
Edinilen bilgilere göre, 28 Nisan 2026 tarihi itibarıyla ilgili personelin ilişiğinin kesilmesine yönelik adımların atıldığı ifade edilmektedir. Bu durum, disiplin cezasının niteliği ile uygulanan yaptırım arasındaki ölçülülük ilkesinin yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
Söz konusu personelin Makine Teknisyeni kadrosuna, merkezi yerleştirme kapsamında ve gerekli nitelikleri sağlayarak atandığı; eğitim aldığı alan ile görev tanımı arasında doğrudan bir ilişki bulunduğu bilinmektedir. Ancak iddialara göre, personelin görev tanımı dışında işlerde görevlendirilmek istendiği, kendisinin ise görev tanımına uygun işlerde çalışmak istediğini ifade etmesi nedeniyle sorun yaşadığı belirtilmektedir.
Soruşturma dosyasının bütüncül bir şekilde incelenmesi hâlinde; ilgili personelin ağır disiplin suçu kapsamında değerlendirilebilecek bir fiilinin bulunmadığı, esasen görev tanımına uygun çalışma talebini dile getirdiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, verilen cezanın ardından görevden çıkarma sürecinin başlatılması; hakkaniyet, ölçülülük ve kamu yararı ilkeleri açısından tartışmaya açıktır.
Öte yandan, personelin kendi isteğiyle Makine Fakültesine geçiş talebinde bulunması da, görevden kaçınma değil; aksine daha verimli ve niteliklerine uygun bir şekilde çalışma iradesinin göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
Mimarlık Fakültesine Yönelik Ciddi İddialar
Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, özellikle Mimarlık Fakültesi bünyesinde görev yapan bazı yöneticilere ilişkin dikkat çekici iddialar da gündeme gelmektedir. Kurum içinde çalışanlar tarafından iletilen bilgilere göre; söz konusu süreç sonrası bazı yöneticilerin çalışanlar üzerinde baskı kurduğu, tehditkâr bir dil kullandığı ve personelin ciddi bir psikolojik baskı altında çalışmak zorunda bırakıldığı ileri sürülmektedir.
Yine iddialara göre, fakülteden ayrılabilen personelin farklı birimlere geçerek çözüm aradığı; görevine devam eden çalışanların ise benzer bir durum yaşamamak adına sessiz kalmak zorunda hissettiği ifade edilmektedir. Çalışanların, görevlerini yerine getirirken yöneticiler tarafından hakarete varan söylemlere maruz kaldığı ve bu yöndeki şikâyetlerin ise karşılıksız kaldığı öne sürülmektedir.
Bu durum, kurum içinde eşitlik, adalet ve hesap verebilirlik ilkelerinin yeterince işletilip işletilmediği sorusunu gündeme getirmektedir. İddialar, belirli yöneticilerin denetim dışında kaldığı ve haklarında gerekli idari işlemlerin yapılmadığı yönünde yoğunlaşmaktadır.
Kurumsal İtibar ve Yönetim Sorumluluğu
Köklü geçmişi ve akademik başarılarıyla öne çıkan İstanbul Teknik Üniversitesi’nin bu tür iddialarla anılması, hem kurum kültürü hem de kamuoyu algısı açısından son derece olumsuz bir tablo ortaya koymaktadır.
Kamu kurumlarının hiçbir şekilde kişisel tasarruf alanı olmadığı; liyakat, hukuk ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda yönetilmesi gerektiği açıktır. Çalışanların kendilerini güvende hissetmediği, baskı altında çalıştığını ifade ettiği bir ortamın sürdürülebilir olmadığı da ortadadır.
Bu noktada üniversite yönetimine düşen sorumluluk; hem söz konusu disiplin sürecini hem de Mimarlık Fakültesi başta olmak üzere dile getirilen iddiaları şeffaf bir şekilde incelemek, gerekli idari mekanizmaları işletmek ve çalışanların haklarını güvence altına almaktır.
Yetkililerin konuya ilişkin gerekli adımları ivedilikle atması, hem kurum içi barışın sağlanması hem de üniversitenin bilimsel saygınlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
30.04.2026
Share this content:


Yorum gönder