Parmak İziyle Mesai Takibinde Yeni Dönem: KVKK Kritik Alanlar İçin Ayrı Değerlendirme İstiyor

Parmak İziyle Mesai Takibinde Yeni Dönem: KVKK Kritik Alanlar İçin Ayrı Değerlendirme İstiyor

   Çalışanların işe giriş ve çıkışlarını parmak izi gibi biyometrik yöntemlerle takip eden kurum ve kuruluşlar açısından önemli bir açıklama geldi. Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), biyometrik verilerin yalnızca mesai takibi amacıyla kullanılmasına ilişkin daha önce aldığı ilke kararının ardından, uygulamada ortaya çıkan soru işaretlerine açıklık getirdi.

KVKK’nın 27 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı duyuruda, biyometrik verilerin özel nitelikli kişisel veri olduğu vurgulanırken, parmak izi veya avuç içi taraması gibi yöntemlerle elde edilen ve kişiyi benzersiz şekilde tanımlamaya yarayan verilerin biyometrik veri niteliğini koruduğu belirtildi.

Sadece işe giriş-çıkış kontrolü için kullanılamayacak

KVKK’nın değerlendirmesine göre işverenlerin çalışanların çalışma sürelerini takip etme ve belgelendirme yükümlülüğü bulunuyor. Ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmesi için biyometrik sistemlerin kullanılmasını zorunlu kılan açık bir kanuni düzenleme bulunmuyor.

Bu nedenle yalnızca personelin işe giriş ve çıkış saatlerini belirlemek, devam durumunu kontrol etmek veya mesai takibi yapmak amacıyla parmak izi gibi biyometrik verilerin işlenmesi hukuka uygun kabul edilmiyor.

Kurum, ayrıca çalışanın açık rıza vermesinin de tek başına bu uygulamayı hukuka uygun hale getirmeyeceğine dikkat çekiyor. Çünkü biyometrik verinin yalnızca mesai takibi amacıyla kullanılması, ölçülülük şartı bakımından da sorun oluşturuyor.

Güvenlik amacı varsa durum değişebiliyor

Düzenlemenin dikkat çeken noktalarından biri ise biyometrik sistemlerin her durumda tamamen yasaklanmış olmaması.

Özellikle yüksek güvenlik gerektiren tesis ve faaliyet alanlarında parmak izi veya benzeri biyometrik yöntemler, yalnızca personelin mesai saatlerini takip etmek için değil; kimlik doğrulama, yetkilendirme ve kritik bölgelere erişimin sınırlandırılması amacıyla kullanılabiliyor.

KVKK, bu tür uygulamaların İlke Kararı kapsamındaki sıradan mesai takibiyle aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Ancak bunun için biyometrik veri kullanımının gerçekten gerekli olması, alternatif yöntemlerin yeterli olmaması ve uygulamanın ihtiyaç duyulan kritik alanlar ve kişilerle sınırlı tutulması gerekiyor.

“Güvenlik” gerekçesi sınırsız kullanım anlamına gelmiyor

KVKK’nın açıklaması, özellikle kamu güvenliği ve kritik altyapılarda biyometrik sistem kullanımına yönelik önemli bir sınır da ortaya koyuyor.

Millî savunma, millî güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni veya ekonomik güvenliğin korunmasına yönelik bazı veri işleme faaliyetleri Kanun’un 28’inci maddesi kapsamında istisnalardan yararlanabiliyor. Ancak bu durum biyometrik verilerin sınırsız şekilde kullanılabileceği anlamına gelmiyor.

Her olayda güvenlik ihtiyacının ağırlığı, kullanılacak sistemin gerekliliği ve daha az müdahaleci alternatiflerin bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilecek.

Kurumlar kullandıkları sistemi yeniden değerlendirecek

KVKK’nın açıklamasıyla birlikte işverenler açısından temel ayrım netleşmiş oldu.

Amaç yalnızca mesai takibi ise biyometrik sistem kullanılamayacak. Buna karşılık sistem, gerçek bir güvenlik ihtiyacının parçası olarak kritik alanlara erişimi kontrol etmek amacıyla kullanılıyorsa, uygulamanın hukuka uygunluğu somut olayın özelliklerine göre değerlendirilecek.

KVKK ayrıca mesai takibi dışında kalan biyometrik veri işleme faaliyetlerinin her birinin kendi amacı, işin niteliği ve koşulları çerçevesinde veri sorumluları tarafından değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi. Kuruma yapılacak ihbar ve şikâyetlerde ise her olay ayrıca incelenecek.

Memurlar ve çalışanlar açısından ne anlama geliyor?

Yeni açıklama, özellikle parmak izi veya benzeri biyometrik sistemlerle işe giriş-çıkış yapan çalışanlar açısından önemli bir ayrım getiriyor. Bir kurumun güvenlik amacıyla biyometrik sistem kullanması ile personelin mesai saatlerini ölçmek için aynı sistemi kullanması aynı hukuki değerlendirmeye tabi olmayacak.

Dolayısıyla bundan sonraki süreçte belirleyici olan yalnızca “parmak izi kullanılıyor mu?” sorusu değil, “biyometrik veri hangi amaçla ve ne ölçüde kullanılıyor?” sorusu olacak.

28.08.2026

Share this content:

Yorum gönder