İstisnai Memuriyet Tartışması Derinleşiyor: Üniversitelerde “Hülle Atamaları” ve Sayıştay Bulguları Gündemde
Kamu personel sisteminde uzun süredir eleştiri konusu olan istisnai memuriyet uygulamaları, üniversitelerde yapıldığı öne sürülen “hülle atamaları” ve Sayıştay denetim raporlarına yansıyan tespitler ile birlikte yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 59’uncu maddesi kapsamında gerçekleştirilen sınavsız atamaların, liyakat ve eşitlik ilkelerini zedelediği yönündeki değerlendirmeler giderek güçleniyor.
Uzmanlar, bu uygulamaların kamuya girişte fırsat eşitliğini ortadan kaldırdığını, özellikle kamuya atanmayı bekleyen üniversite mezunlarının beklentilerini olumsuz etkilediğini ifade ediyor.
Sınavsız Atamalar Tartışma Konusu
Mevzuata göre istisnai memuriyet kadrolarına atanacak kişilerde, 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinde düzenlenen genel memuriyet şartlarının taşınması yeterli oluyor. Ancak bu kadrolara KPSS şartı aranmaksızın atama yapılabilmesi, sistemin en çok eleştirilen yönü olarak öne çıkıyor.
Geniş Kadro Yelpazesi Dikkat Çekiyor
İstisnai memuriyet kapsamına; TBMM kadroları, bakan yardımcıları, özel kalem müdürleri, basın ve halkla ilişkiler müşavirleri, valiler, büyükelçiler, bazı üst kurul yöneticileri, MİT ve MGK bünyesindeki görevler ile çeşitli müşavirlik ve yöneticilik pozisyonları giriyor. Bu geniş alanın, istisnai nitelik ile bağdaşmadığı yönünde eleştiriler yapılıyor.
Üniversitelerde “Hülle Ataması” İddiaları
Tartışmaların önemli başlıklarından birini de üniversitelerdeki atama uygulamaları oluşturuyor. Kamuoyunda “hülle ataması” olarak adlandırılan yöntemle, bazı kişilerin önce istisnai memuriyet ya da geçici idari görevlerle üniversitelere alındığı, ardından kısa süre içinde farklı ve sürekli kadrolara geçirilerek kalıcı kamu statüsü elde ettikleri iddia ediliyor.
Bu uygulamaların, üniversitelerde ilan, sınav ve liyakat esasına dayalı atama süreçlerini fiilen devre dışı bıraktığı, akademik etik ve kurumsal adalet açısından ciddi sorunlara yol açtığı belirtiliyor.
Sayıştay Denetimleri: Kamu Zararı ve Kadroya İade
Sayıştay’ın son yıllarda gerçekleştirdiği denetimlerde, istisnai memuriyet ve hülle niteliği taşıdığı değerlendirilen bazı atamalara ilişkin önemli bulgulara yer verildiği görülüyor. Denetim raporlarında, mevzuata aykırı uygulamalar sonucunda kamu zararının oluştuğu, bu zarar kapsamında yapılan maaş, ek ödeme ve tazminatların ödetilmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler bulunuyor.
Ayrıca raporlarda, hukuka uygun olmayan kadro değişikliklerinin iptal edilerek ilgili personelin eski ve hukuka uygun görevlerine iade edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu tespitlerin, her ne kadar doğrudan bağlayıcı olmasa da idareler açısından ciddi idari ve hukuki sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.
Denetimlerin Odak Noktası: Atamanın Amacı
Sayıştay analizlerinde özellikle, istisnai memuriyet kadrolarının amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı inceleniyor. Denetçiler, bu kadroların;
-
Geçici ve özel uzmanlık gerektiren görevler için mi,
-
Yoksa kalıcı memuriyet kazanmanın bir aracı olarak mı
kullanıldığını değerlendiriyor. Kısa süreli görevlendirmelerin ardından sürekli kadrolara geçiş yapılmasının, istisnai memuriyetin istisna olmaktan çıktığı anlamına geldiği belirtiliyor.
Liyakat İlkesine Aykırılık Vurgusu
Sayıştay bulgularında, üniversitelerde bazı personelin önce sınavsız şekilde istisnai ya da idari görevlere atandığı, ardından şube müdürü, daire başkanı, uzman gibi kadrolara geçirilerek kalıcı statü kazandığı tespitlerine yer veriliyor. Bu durumun, 657 sayılı Kanun’da yer alan kariyer ve liyakat ilkeleriyle bağdaşmadığı ifade ediliyor.
Cumhurbaşkanlığı İzni Şartı Hatırlatılıyor
11 Eylül 2018 tarihli ve 2018/7 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca, 59’uncu madde kapsamında yapılacak atamaların Cumhurbaşkanlığı iznine tabi olduğu hatırlatılıyor. Sayıştay denetimlerinde, bu iznin hiç alınmadığı ya da genel nitelikte alınıp amacı dışında kullanıldığı durumların hukuki dayanağı zayıflattığına dikkat çekiliyor.
Mevzuat Değişikliği Çağrısı Güçleniyor
Uzmanlara göre, istisnai memuriyet uygulamasının sınırlarının netleştirilmesi ancak kanun değişikliğiyle mümkün. Güvenlik, gizlilik ve devlet açısından zorunlu görevler dışında kalan kadroların bu kapsamdan çıkarılması hâlinde, kamu personel alımlarında KPSS’nin temel yöntem hâline gelmesi ve daha şeffaf bir sistemin kurulması bekleniyor.
Özel Kalem Kadroları İçin Düzenleme Önerisi
Özellikle bazı bakanlıklarda Özel Kalem Müdürlüğü ve Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği kadrolarının uzun süre boş bırakılarak fiilen atama aracı olarak kullanılmasının önüne geçilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu kadroların, Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda asaleten atanmış kişiler tarafından yürütülmesi öneriliyor.
Yapılacak yasal ve idari düzenlemelerle birlikte kamu yönetiminde liyakat, şeffaflık ve denetlenebilirlik ilkelerinin güçlendirilmesi ve kamuya girişte adalet duygusunun yeniden tesis edilmesi hedefleniyor.
Share this content:



Yorum gönder