Üniversiteyi Kim Geliştiriyor? Görünmeyen Emeğin Sessizliği

Üniversiteyi Kim Geliştiriyor? Görünmeyen Emeğin Sessizliği

Üniversiteler denildiğinde akla çoğu zaman akademik yayınlar, projeler, kongreler ve dersler gelir. Bu üretimin vitrini akademik personeldir; bu doğru. Ancak vitrinin arkasında, ışıkları açık tutan, sistemi ayakta tutan, çarkların dönmesini sağlayan büyük bir emek daha vardır: idari personel.

Bugün üniversitelerde akademik personele, maaşlarının yanı sıra Geliştirme Güçlüğü Ödeneği, YÖK Tazminatı, döner sermaye, proje payları ve çeşitli ek mali haklar tanınırken; idari personel için tablo son derece nettir ve bir o kadar da sınırlıdır: maaş ve hepsi bu. Ne üniversitenin bulunduğu bölgenin şartları dikkate alınır, ne iş yükü, ne sorumluluk, ne de katkı.

Oysa üniversite, yalnızca ders anlatılan bir bina değildir.
Öğrenci işleri olmadan öğrenci olmaz.
Personel işleri olmadan akademik kadro kurulamaz.
Strateji, bütçe, satın alma, kütüphane, bilgi işlem, yazı işleri, güvenlik, sağlık, temizlik olmadan akademik faaliyetlerin hiçbiri sürdürülemez.

Bir proje kabul edildiğinde sevinen sadece akademisyen değildir; o projenin yazışmasını yapan, bütçesini hazırlayan, satın almasını yürüten, mevzuata uygunluğunu sağlayan da idari personeldir. Bir üniversite sıralamalarda yükseliyorsa, bunun arkasında yalnızca makaleler değil; aksamayan idari süreçler vardır.

Peki neden bu katkı mali haklara yansıtılmaz?

“Üniversiteyi akademik personel geliştiriyor” söylemi, gerçeğin yalnızca bir kısmını anlatır. Üniversiteyi birlikte geliştiririz. Ancak gelinen noktada, gelişmenin maddi karşılığı yalnızca tek bir gruba dağıtılmaktadır. Bu durum sadece adaletsizlik değil, aynı zamanda kurumsal aidiyeti zedeleyen, çalışma barışını bozan bir yaklaşımdır.

İdari personel, aynı şehirde, aynı hayat pahalılığıyla, hatta çoğu zaman daha düşük ücretle yaşam mücadelesi verirken; “geliştirme” kavramının tamamen dışında bırakılmaktadır. Geliştirme Güçlüğü Ödeneği, üniversitenin bulunduğu bölgenin şartlarına göre veriliyorsa, o bölgede yaşayan ve çalışan idari personel neden yok sayılmaktadır?

Bu sorunun cevabı yoktur. Çünkü sorun teknik değil, tercih meselesidir.

Üniversiteler, bir bütün olarak güçlenir. Akademik ve idari ayrımı üzerinden birini değerli, diğerini görünmez kılmak; çağdaş kamu yönetimi anlayışıyla da, adalet duygusuyla da bağdaşmaz. İdari personeli yok sayan bir üniversite, kendi temelini zayıflatır.

Artık şu gerçeği kabul etmek gerekir:
Üniversiteyi tek başına kimse geliştirmez.
Ve emeğin olduğu yerde, hakkın da olması gerekir.

Bu sessizlik, idari personelin yokluğu değil; yok sayılmışlığıdır. Ve bu yok sayılmışlık, üniversitelerin en büyük yapısal sorunlarından biridir.

Gönül TERZİ

30.01.2026

 

Share this content:

Yorum gönder