Tamamlayıcı Emeklilik Değil, Tamamlanmamış Adalet
Bir süredir kamuoyunun gündemine aralıklı olarak sokulan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES), özellikle memurlar için bir “gelecek güvencesi” değil, açık bir hak kaybı riski olarak algılanıyordu. Çünkü adı “tamamlayıcı” olsa da, içeriği itibarıyla mevcut sosyal güvenlik sistemini tamamlamaktan çok, kamunun sorumluluğunu çalışanların sırtına yükleyen bir anlayışı barındırıyordu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yaptığı son açıklama bu açıdan önemlidir. Yılmaz, açık ve net bir ifadeyle “Tamamlayıcı emeklilik sistemi için şu aşamada olgunlaşmış bir çalışma yok” dedi. Bu cümle, memur ve emekliler açısından bir rahatlama cümlesidir. Çünkü bugün kamu çalışanının ihtiyacı olan şey yeni kesintiler değil, mevcut maaşla ayakta kalabilmektir.
Geçinemeyen Memura ‘Tasarruf’ Dayatması
Sorulması gereken soru şudur:
Bugün aldığı maaşla ay sonunu getiremeyen memura, yarın için nasıl birikim yaptıracaksınız?
Enflasyon karşısında eriyen maaşlar, gerçeği yansıtmayan istatistikler, düşük aylık bağlama oranları ve yoksulluk sınırının çok altında kalan emekli maaşları ortadayken; çözüm, zorunlu bir tamamlayıcı sistem olamaz. Bu, sosyal devletin asli görevinden vazgeçmesi anlamına gelir.
Devlet, emeklilikte insanca yaşamı sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bireyin maaşından kesinti yapılarak özel fonlara devredilemez.
Asıl Tamamlanması Gereken Sistem
Tamamlayıcı emeklilik tartışmaları bize şunu açıkça gösteriyor:
Sorun emeklilik sisteminin “tamamlayıcı” olmaması değil, adaletinin eksik olmasıdır.
Aylık bağlama oranları düşüktür.
Prim–maaş dengesi bozulmuştur.
Uzun yıllar çalışan cezalandırılmaktadır.
Emeklilik, bir dinlenme hakkı değil, ikinci bir geçim mücadelesine dönüşmüştür.
Bu şartlar altında TES, bir çözüm değil, sorunun üzerini örtme girişimi olur.
Sendikal Mücadele Boşuna Değildi
Bugün gelinen noktada, sendikaların ve emek örgütlerinin uyarılarının ne kadar yerinde olduğu bir kez daha görülmüştür. Zorunlu TES’in maaşlardan yapılacak yeni kesintiler anlamına geleceğini, kamusal emeklilik anlayışını zayıflatacağını ve çalışanı piyasanın insafına bırakacağını söyledik.
Şimdi yetkili ağızdan gelen “olgunlaşmış çalışma yok” açıklaması, bu itirazların görmezden gelinemediğini göstermektedir.
Emeklilik Lütuf Değil, Haktır
Unutulmamalıdır:
Emeklilik bir tasarruf tercihi değil, anayasal bir sosyal haktır. Devletin görevi, bu hakkı güçlendirmek; çalışanı özel fonlara mecbur bırakmak değildir.
Tamamlayıcı Emeklilik Değil, Tamamlanmamış Adalet
Bir süredir kamuoyunun gündemine aralıklı olarak sokulan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES), özellikle memurlar için bir “gelecek güvencesi” değil, açık bir hak kaybı riski olarak algılanıyordu. Çünkü adı “tamamlayıcı” olsa da, içeriği itibarıyla mevcut sosyal güvenlik sistemini tamamlamaktan çok, kamunun sorumluluğunu çalışanların sırtına yükleyen bir anlayışı barındırıyordu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yaptığı son açıklama bu açıdan önemlidir. Yılmaz, açık ve net bir ifadeyle “Tamamlayıcı emeklilik sistemi için şu aşamada olgunlaşmış bir çalışma yok” dedi. Bu cümle, memur ve emekliler açısından bir rahatlama cümlesidir. Çünkü bugün kamu çalışanının ihtiyacı olan şey yeni kesintiler değil, mevcut maaşla ayakta kalabilmektir.
Geçinemeyen Memura ‘Tasarruf’ Dayatması
Sorulması gereken soru şudur:
Bugün aldığı maaşla ay sonunu getiremeyen memura, yarın için nasıl birikim yaptıracaksınız?
Enflasyon karşısında eriyen maaşlar, gerçeği yansıtmayan istatistikler, düşük aylık bağlama oranları ve yoksulluk sınırının çok altında kalan emekli maaşları ortadayken; çözüm, zorunlu bir tamamlayıcı sistem olamaz. Bu, sosyal devletin asli görevinden vazgeçmesi anlamına gelir.
Devlet, emeklilikte insanca yaşamı sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bireyin maaşından kesinti yapılarak özel fonlara devredilemez.
Asıl Tamamlanması Gereken Sistem
Tamamlayıcı emeklilik tartışmaları bize şunu açıkça gösteriyor:
Sorun emeklilik sisteminin “tamamlayıcı” olmaması değil, adaletinin eksik olmasıdır.
Aylık bağlama oranları düşüktür.
Prim–maaş dengesi bozulmuştur.
Uzun yıllar çalışan cezalandırılmaktadır.
Emeklilik, bir dinlenme hakkı değil, ikinci bir geçim mücadelesine dönüşmüştür.
Bu şartlar altında TES, bir çözüm değil, sorunun üzerini örtme girişimi olur.
Sendikal Mücadele Boşuna Değildi
Bugün gelinen noktada, sendikaların ve emek örgütlerinin uyarılarının ne kadar yerinde olduğu bir kez daha görülmüştür. Zorunlu TES’in maaşlardan yapılacak yeni kesintiler anlamına geleceğini, kamusal emeklilik anlayışını zayıflatacağını ve çalışanı piyasanın insafına bırakacağını söyledik.
Şimdi yetkili ağızdan gelen “olgunlaşmış çalışma yok” açıklaması, bu itirazların görmezden gelinemediğini göstermektedir.
Emeklilik Lütuf Değil, Haktır
Unutulmamalıdır:
Emeklilik bir tasarruf tercihi değil, anayasal bir sosyal haktır. Devletin görevi, bu hakkı güçlendirmek; çalışanı özel fonlara mecbur bırakmak değildir.
Bugün yapılması gereken bellidir:
Maaşlar gerçek enflasyona göre arTamamlayıcı Emeklilik Değil, Tamamlanmamış Adalet
Bir süredir kamuoyunun gündemine aralıklı olarak sokulan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES), özellikle memurlar için bir “gelecek güvencesi” değil, açık bir hak kaybı riski olarak algılanıyordu. Çünkü adı “tamamlayıcı” olsa da, içeriği itibarıyla mevcut sosyal güvenlik sistemini tamamlamaktan çok, kamunun sorumluluğunu çalışanların sırtına yükleyen bir anlayışı barındırıyordu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yaptığı son açıklama bu açıdan önemlidir. Yılmaz, açık ve net bir ifadeyle “Tamamlayıcı emeklilik sistemi için şu aşamada olgunlaşmış bir çalışma yok” dedi. Bu cümle, memur ve emekliler açısından bir rahatlama cümlesidir. Çünkü bugün kamu çalışanının ihtiyacı olan şey yeni kesintiler değil, mevcut maaşla ayakta kalabilmektir.
Geçinemeyen Memura ‘Tasarruf’ Dayatması
Sorulması gereken soru şudur:
Bugün aldığı maaşla ay sonunu getiremeyen memura, yarın için nasıl birikim yaptıracaksınız?
Enflasyon karşısında eriyen maaşlar, gerçeği yansıtmayan istatistikler, düşük aylık bağlama oranları ve yoksulluk sınırının çok altında kalan emekli maaşları ortadayken; çözüm, zorunlu bir tamamlayıcı sistem olamaz. Bu, sosyal devletin asli görevinden vazgeçmesi anlamına gelir.
Devlet, emeklilikte insanca yaşamı sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bireyin maaşından kesinti yapılarak özel fonlara devredilemez.
Asıl Tamamlanması Gereken Sistem
Tamamlayıcı emeklilik tartışmaları bize şunu açıkça gösteriyor:
Sorun emeklilik sisteminin “tamamlayıcı” olmaması değil, adaletinin eksik olmasıdır.
Aylık bağlama oranları düşüktür.
Prim–maaş dengesi bozulmuştur.
Uzun yıllar çalışan cezalandırılmaktadır.
Emeklilik, bir dinlenme hakkı değil, ikinci bir geçim mücadelesine dönüşmüştür.
Bu şartlar altında TES, bir çözüm değil, sorunun üzerini örtme girişimi olur.
Sendikal Mücadele Boşuna Değildi
Bugün gelinen noktada, sendikaların ve emek örgütlerinin uyarılarının ne kadar yerinde olduğu bir kez daha görülmüştür. Zorunlu TES’in maaşlardan yapılacak yeni kesintiler anlamına geleceğini, kamusal emeklilik anlayışını zayıflatacağını ve çalışanı piyasanın insafına bırakacağını söyledik.
Şimdi yetkili ağızdan gelen “olgunlaşmış çalışma yok” açıklaması, bu itirazların görmezden gelinemediğini göstermektedir.
Emeklilik Lütuf Değil, Haktır
Unutulmamalıdır:
Emeklilik bir tasarruf tercihi değil, anayasal bir sosyal haktır. Devletin görevi, bu hakkı güçlendirmek; çalışanı özel fonlara mecbur bırakmak değildir.
Bugün yapılması gereken bellidir:
Maaşlar gerçek enflasyona göre artırılmalı,
Emekli aylıkları yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı,
Kamusal sosyal güvenlik sistemi güçlendirilmelidir.
Tamamlayıcı emeklilik değil, tamamlanmış bir sosyal adalet istiyoruz.tırılmalı,
Emekli aylıkları yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı,
Kamusal sosyal güvenlik sistemi güçlendirilmelidir.
Tamamlayıcı emeklilik değil, tamamlanmış bir sosyal adalet istiyoruz.
Bugün yapılması gereken bellidir:
Maaşlar gerçek enflasyona göre artırılmalı,
Emekli aylıkları yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı,
Kamusal sosyal güvenlik sistemi güçlendirilmelidir.
Tamamlayıcı emeklilik değil, tamamlanmış bir sosyal adalet istiyoruz.
Erdem YALÇIN
14.01.2025
Share this content:



Yorum gönder