3600 Ek Gösterge: Verilen Söz, Bekleyen Milyonlar
Siyasette bazı vaatler vardır ki, tutulmadığında sadece bir kesimi değil, bir ülkenin adalet duygusunu yaralar. Birinci dereceye gelen tüm memurlara 3600 ek gösterge verilmesi sözü de bugün tam olarak bu noktadadır. Konu ile ilgili yapılan açıklamalar, meselenin artık teknik bir düzenleme olmaktan çıkıp, sosyal bir yaraya dönüştüğünü açıkça ortaya koyuyor.
Ek gösterge, özellikle memur emeklileri için hayati öneme sahiptir. Çünkü emekli maaşını doğrudan belirler. Aylık bağlama oranlarının düşüklüğü, birçok ödemenin emekliliğe yansımaması ve artan hayat pahalılığı dikkate alındığında, bugün 22.671,00 TL civarında maaşla geçinmeye çalışan bir memur emeklisinin yaşadığı tablo ortadadır. Bu şartlarda 3600 ek gösterge bir “ayrıcalık” değil, insanca yaşam talebidir.
Yıllardır dile getirilen temel gerçek şudur: Ek gösterge sistemi adil biçimde yeniden düzenlenmelidir. Bazı meslek gruplarının 3600 ek gösterge kapsamına alınması sürecinde yapılan “istisnalar yeni adaletsizlikler doğurur” uyarıları bugün açıkça karşılığını bulmuştur. Aynı dereceye gelmiş, aynı statüde görev yapmış memurlar arasında oluşan fark, kamu vicdanını zedelemektedir.
En kritik nokta ise verile n sözlerdir. 2023 seçim sürecinde hem dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı hem de Sayın Cumhurbaşkanımız, birinci dereceye gelen tüm memurların ek göstergelerinin 3600’e yükseltileceğini açıkça ifade etmiştir. Ayrıca 7. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri’nde de bu yönde çalışma yapılacağı karara bağlanmıştır. Buna rağmen aradan geçen zamana karşın ortada somut bir adım bulunmamaktadır.
Devlet yönetiminde güven, sözlerin hayata geçirilmesiyle sağlanır. Milyonlarca memur ve emeklinin beklentisi, vaatlerin seçim meydanlarında kalmaması, yasalaşarak karşılık bulmasıdır. Yerel seçimler öncesinde bu düzenlemenin TBMM gündemine getirilmesi, sadece bir sosyal düzenleme değil; devletin sözünün ağırlığını göstermesi açısından da önem taşımaktadır.
3600 ek gösterge konusu artık ertelenmemelidir. Sayıları milyonu bulan çalışan ve emeklinin umudu “başka bahara” bırakılmamalı; bu mesele adil ve kapsayıcı bir düzenlemeyle gündemden tamamen çıkarılmalıdır. Çünkü ek gösterge, yalnızca bir rakam değil; emeğin, vefanın ve adaletin ölçüsüdür.
Share this content:



Yorum gönder